Hız, çoğu zaman liderlikle karıştırılıyor.
Bugün birçok kurumda hızlı karar almak bir güç göstergesi gibi görülüyor. Ne kadar hızlı cevap verirseniz, o kadar güçlü ve kararlı bir lider olduğunuz düşünülüyor.
Kariyerimin ilk yıllarında ben de buna inanıyordum.
Ve bir noktada, bu düşünce bana önemli bir fırsata mal oldu.
Baskının yüksek olduğu, beklentilerin çok net hissedildiği bir dönemde belirsiz görünmektense hızlı hareket etmenin daha doğru olduğunu düşünerek ilerlemeyi tercih etmiştim.
Verdiğim karar ilk bakışta yeterince mantıklı görünüyordu. Ancak sonuca ulaşmak için gereken derinlikten uzaktı.
Durup varsayımları sorgulamamış, alternatifleri gerçekten değerlendirmemiş, konunun hak ettiği düşünceyi vermemiştim.
Sonuçta bu bize kaçırılan bir fırsata mal olmuştu.
Bu deneyim bende çok kalıcı bir iz bıraktı.
Çünkü şunu öğrendim:
Hızlı hareket etmek kararlı hissettirebilir. Ama aynı zamanda bazı kapıları sessizce kapatabilir. Ve o kapılar kapandığında, her zaman yeniden açılmayabilir.
O günden sonra aciliyet ile önem arasındaki farkı çok daha dikkatli okumaya başladım.
Yavaşlamak kararsızlık değildir.
Niyetle hareket etmektir.
Hız ve derinlik dengesini kurabilen liderlere yapay zeka çağında her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.
Bugün elimizin altında anlık analizler, tahmin modelleri ve sayısız öneri sistemi var. Bu da bizi çok daha hızlı karar almaya itiyor.
Ama daha fazla bilgi, her zaman daha iyi muhakeme anlamına gelmiyor.
Yapay zeka bize neyin mümkün olduğunu gösterebilir.
Liderlik ise neyin doğru olduğuna karar verir.
Bugün en güvendiğim liderler, en hızlı karar verenler değil.
Onlar, ilerlemeden önce birkaç basit ama güçlü soruyu sormaktan çekinmeyen insanlar:
Gerçekten hangi problemi çözmeye çalışıyoruz?
Hangi varsayımlarla hareket ediyoruz?
Bu karar kimi, nasıl etkileyecek?
Bir an durup yeniden düşünürsek ne değişebilir?
Bu sorular ilerlemeyi yavaşlatmaz.
Pişmanlığı azaltır.
Tecrübe ile sabittir: ekipler, liderleri düşündüğü için güven kaybetmez.
Asıl güven kaybı; aceleye getirilmiş, açıklanmamış veya gerçeklikten kopuk kararlarla yaşanır.
Netlik güven yaratır.
Aceleyle yaratılmış sahte kesinlik ise güveni aşındırır.
Her şeyin giderek hızlandığı bir dünyada, düşünerek liderlik etmek gerçek bir fark yaratıyor.
Çünkü iyi liderler yavaş hareket ettikleri için değil; neden hareket ettiklerini bildikleri için farklılaşır.
Bazen sadece “Karar vermeden önce biraz duralım.” diyebilmek gerekir.
Ve bu bir zayıflık değil, liderliğin ta kendisidir.
Devam Etmek İçin




